"Enter"a basıp içeriğe geçin

Vefat Eden Köpeğim: Lucky

Merhaba, sizlerle çok uzak olmayan bir anımı ve yaşadığım üzüntüyü paylaşmak istiyorum. Çocukluğumdan beri hep köpek bakmak ve ufak tüylü bir dost edinmek isterdim. Ailemle yaşarken sürekli ister ama bir türlü izin alamazdım, kendi evime çıktığımda ise işten güçten ve yaşam kaygısından bir türlü vaktim bulamamıştım. Küçüklüğümden beri hep balık, kuş gibi ufak hayvanlar besledim ve köpeği kediyi ise anca dışarıda sevebiliyordum. Yakın bir arkadaşımın köpek sahiplenmesi üzerine ben de bir barınaktan sahiplenmeye karar verdim. Yaklaşık bir hafta boyunca internet üzerinden köpekler hakkında epey fikir edinmeye çalıştım ve oturduğum muhite fazla uzak olmayan bir hayvan barınağı bularak aradım ve cumartesi günü gitmek üzere randevu aldım.

Cumartesi gününden önce bir petshopa giderek hazırlıklarımı tamamladım. Tasma, yatak, oyuncaklar, mamalar, ödül mamaları,  su ve mama kâseleri gibi bir çok gerekli temel ihtiyaçları edindim ve bahçemde bulunan yaklaşık bir metrekarelik barbekü kömürlüğü olarak kullandığım alanı kulübe haline getirerek eşyalarını bir güzel yerleştirdim. Cumartesi günü geldi çattı, gideceğim barınak yürüyüş mesafesi için biraz uzak kaldığı ve aracım olmadığı için bir taksi durağına gittim. Köpek ile birlikte geri gelmeyi düşündüğüm için şoförleri ikna etmem epey zor oldu, nedense el kadar bir bebeği kimse arabasına almak istemiyordu ama sonuç olarak içlerinden biriyle anlaştık ve barınağa doğru yola koyulduk.

Çocuklar gibi şen bir şekilde barınağa vardım ve hemen köpeklerin bulunduğu alana geçtim tek tek hepsine bakıyordum çoğu kapalı alandaydı ama içlerinden bir kaç tanesi salınık durumdaydı havlayarak yanıma geldiler “Beni al!” dercesine. Onları biraz sevdikten sonra barınakta dolaşmaya devam ettim. Köpeklerin bulunduğu alanın hemen üstünde müracat için prefabrik bir ofis bulunuyordu, burada veterinerlik hizmeti de veriyorlardı ve sahiplenme için gerekli formlar, evraklar bu ofiste işleniyordu.
Ofise girdikten sonra bir beyefendi beni karşıladı ve dolaşıp dolaşmadığımı, karar verip vermediğimi sordu ama henüz karar vermemiştim çünkü hepsi birbirinden güzeldi.

Kendisiyle beraber tekrar kulübelerin bulunduğu alana indik, oldukça büyük bir barınak olduğu için heryeri gezememiştim tabiki, beni farklı bir alana götürdü ve orada sadece yavru köpekler bulunuyordu. Alana girer girmez dikkatimi çeken 5 adet yavru köpek olmuştu görseniz el kadar birşeyler. Onların durumunu sordum ve melez yavrular olduğunu, annelerinin öldüğünü vatandaşın da barınağa getirdiğini söyledi. 4 tanesi koruma tellerinin yanına yaklaşmış havlamaya çalışıyorlardı, çok küçük oldukları için sesleri doğru düzgün çıkmıyordu. Arkada bir tane çekingen köpek öyle masum masum bana bakıyordu. İlk görüşte resmen aşık oldum “Onu istiyorum!” dedim hemen ve yetkili bey içeri geçip yavruyu alarak kucağıma verdi.

Kucağıma alıp daha küçücük olan ve avcumun içi kadar olan başını okşayarak yukarı çıktık ve ofise girerek evrak işlerini halletmeye başladım. Bana yavru hakkında tüm sorumluluğu aldığımı belirten ve kimlik bilgilerim bulunan bir formu imzalattılar bu esnada da klinik bölümünde yeni dostumun parazit aşılarını ve pudralama işlemlerini tamamladılar. Hepsi tamamlanınca ilgilerinden dolayı barınaktaki ekibe teşekkürlerimi sundum, beni orada bekleyen geldiğim taksiye binerek eve doğru yol almaya başladım.

Yol boyunca kucağımdan hiç inmedi masum masum yüzüme bakıyordu hala ve nerede olduğunu anlamaya çalışıyordu. Bense sürekli sevip, okşuyordum. Eve vardıktan sonra gidip yatağına yerleştirdim, mamasını suyunu önüne koydum ve oyuncaklarını da yatağının içine yerleştirdim. Mekan değişikliğinin verdiği şok ile bir süre yüzüme baktıktan sonra uykuya daldı minik yavru. Ben ise hemen karşısına bir sandalye çekerek onu izlemeye başlamıştım. Aradan bir yarım saat geçtikten sonra uykusundan uyandı, biraz su içip hemen yanıma geldi ve ayağımın üzerine uzanıp tekrar uyumaya başladı. Rahatsız etmemek için uzun bir süre o şekilde kalmıştım 🙂

Eve geldiği günden beri oldukça mutlu görünüyordu, ismini Lucky koymaya karar verdim. Benim yanımda şanslı olduğunu düşünüyordum, ona gerçekten iyi bakmaya gayret ediyordum. İlk iki günümüz çok zor geçti, akşamları hava kararınca ağlamaya başlıyordu ben ise hemen dışarı çıkıp severek uyutuyordum. Tıpkı normal bir bebek gibiydi, akşamları üşümesin diye yatağına sıcak su torbası koyuyordum hatta yalnızlık çekmesin diye ufak bir radyo bile koymuştum, kısık sesle müzik dinleyerek uyuyordu. Gün içinde de oyuncaklarıyla oynayıp kendini bana sevdirmeye geliyordu. Ben ise bir yandan tuvalet eğitimi vermeye çabalıyordum.

Üçüncü gün olmuştu, biz günlük gülistanlık geçinirken dışkısında ishal olduğunu farkettim ve sanırım soğuk aldı diye yuvasına battaniye koydum, uyurken sürekli üzerini örtüyordum ama bir türlü rahat edemiyordu dışarı çıkıp geziniyor sürekli benim yanıma geliyordu. Bu durumu telefon ile bir veterinere danıştığımda yavru için soğuk algınlığının kötü olacağını belirtti ve bir kliniğe gitmemi önerdi. Akşam saat 9 civarı olduğu için açık klinik yoktu ve ben de internet üzerinden 7/24 açık olan bir veteriner kliniği bularak hemen taksiye atlayıp yola koyuldum. Orada bir kaç aşı yaptılar ve serum takarak vitamin takviyesinde bulundular.

Eve döndüğümde yuvasına koydum ve hemen uyumaya başladı, o gece hiç sesi çıkmadı ben de sevinmiştim iyileşiyor diye. Sabah kalktığımda gördüğüm manzara karşısında şok oldum. Bahçenin her yerine tuvaletini yapmıştı, ishali devam ediyordu ama bu sefer kanla karışık bir şekilde yapıyordu. Oldukça da kötü bir koku vardı. Biraz sevdikten ve psikolojik destek verdikten sonra internet üzerinden yeniden araştırdım, hastalığının Parvo Virüs yani Kanlı İshal olduğundan şüphelenmeye başladım.

Parvo Virüs’ün, köpeklere solunum ve temas yoluyla diğer köpeklerden bulaştığı, %95 ölümcül olduğu ve atlatmasının çok zor olduğu yazıyordu. Hayli endişelenmiş ve oturduğum muhite yakın, 15 dakikalık yürüyüş mesafesinde bir veteriner kliniği bularak, Luck’yi kucağıma aldım ve yola koyuldum. Kliniğe gittikten sonra veteriner, gribal bir enfeksiyon olduğunu korkmama gerek olmadığını söyledi ve bir tedavi programı hazırladı. Bu programda sabah ve akşam olmak üzere günde 3’er iğne yapılacaktı. İlk seansı uygulayıp bizi gönderdi ve tekrar evimize geldik.

Akşam tekrar aşılarımızı olduk, Lucky fazla sesini çıkarmıyor sadece olanları izliyor gibiydi. O günümüz de öyle geçti ikimiz de uyuduk, sonraki sabah viyaklama sesleriyle uyandım. Sabah daha hava aydınlanmamıştı ve yine ağlamaya başlamıştı, ışığı yakıp dışarı çıktım ve patilerini su kabının içine soktuğunu gördüm. Biraz yanına gidip sevdim ve ne yaptığını anlamaya çalıştım, sonra farkettim ki çok fazla ateşi vardı. Sanırım ateşini düşürmek için böyle bir çözüm bulmuştu, telefonla gittiğim veterineri arayarak uyandırdım ve şans bu ki evi kliğinin hemen üzerindeymiş. Ben yola çıkarken o da kliniği açtı ve ateşi düşürücü, antibiyotik gibi iğneler uyguladı.

Tekrar eve döndük ve 2 gün daha o şekilde iğne olmaya devam ettik ama ishali hâla geçmemişti. Gözleri böyle dışarı doğru biraz kaymış gibiydi ve yürümeye oynamaya hali kalmamıştı sanki. Günden güne değişiklik gözlemlenebiliyordu, iki gün boyunca hiç ağlayıp sızlamamıştı ama. Sevmeye gidince bir-iki okşattırıp geri yatağına yatıyor ve eskisi gibi yanıma gelmiyordu. Tekrar aşılarımızı olmaya gittik ve eve döndük. Bahçeye bıraktığımda ayakta duramadı, hemen düştü yere. Elimle kaldırdığımda tekrar düştü. Düştükten sonra ne olduğunu anlamaya çalışır bir şekilde karnını okşadım ve acılı bir şekilde inlemeye başladı. Panik bir şekilde kucağıma alıp veterinere koştum tekrar. Ben koşar adımlarla yürürken başı kucağımdan aşağı düşüyordu sürekli, bir elimle tutuyordum. Ters giden bir şeyler olduğu belliydi ama aklıma kötü şeyler getirmemeye çalışıyordum.

Kliğine varıp sedyeye bıraktığımda yine ayakta duramadı ve düşüverdi olduğu yerde. Kalbi atıyordu ama hiçbir şekilde hareket etmiyor, gözleri açık bir şekilde yatıyordu öyle. Hekim bana dışarıda beklememi söyledi ve o esnada iğnelerini hazırlıyordu. Çıkmadan şöyle bir göz ucuyla baktım, tam kalbinden bir iğne yaptı. Dışarı çıkıp beklemeye başladım, yaklaşık bir 5 dakika sonra veteriner yanıma geldi ve “Maalesef” dedi…

Kalbi dayanamamıştı minik Luck’min. O an ne yapacağımı bilemedim ve çok kötü oldum, detay vermeyeyim siz de tahmin edersiniz. Bir hafta gibi bir sürede ona çok alışmıştım, bu şekilde bir talihsizlik olmasını istemezdim. Gidip son bir kez cansız bedenine baktım ve vedalaştım. Parvo virüslü olduğu için alıp gömmeme izin vermediler, yattığı yerin üstünden başka bir hayvan geçse dahi bulaşabiliyormuş bu meret. Bu yüzden tıbbi atığa göndermeleri gerekiyormuş. Onu orada bırakmak zorunda kaldım ve klinikten ayrılarak eve döndüm.

Bugün gideli yaklaşık 1.5 ay oldu ve eşyaları hâla bahçede duruyor, bir türü çıkıp kaldıramadım. Kısa bir süre geçirmiş olsak da yeri belli oluyor. Huzur içinde uyu Lucky’m…